7 Haziran 2008 Cumartesi

Selime mektup

Bu gun tam olarak bu saate aklima kardesim geldi. Aslinda kalkacatim bilgisayar basindan ama gene soyle bir blog turu atayimda oyle cikayim dedim mehmete baktim sol taraftaki takip edilesiceler artmisti. Bir bakayim dedim Elif Merve'nin blogunu gorudum. Orada bulunan yazida ki kucuk kizi gorunce benim aklima Selim geldi iste. Ne de cok ozlemistim keratayi. Su an bile dusunurken gozlerim doluyor. Aslinda aglamak da istiyorum. Cunku o kadar icimize islemistik Selim kendimi nasil paralasam genede onu ozlemini dindiremem sanirsam.

Selimi bir cogunuz bilmiyorsunuz yada bildiginizi ben bilmiyorum ama su varki Selim deki cevheri ben kendimde gormuyorum. O'nun cevherine sahip insan etrafimda az olduguna dusunuyorum. Kendisi benim biricik kardesimdi. Oylesine tatli ve sevimliydiki anlatmak onun guzelligine ihanet olur dusuncesindeyim. Ben konum itibariyle onun kasik dusmaniydim. Ben ne istesem O da isterdi. Yada onun biktigi herhangi bir seyi elime alsam hemen geri isterdi. Tabi beni kiskandirmak icin elinden gelen her seyi yapardi. Bende ondan geri durmazdim.

Selim cok sıkıntılı bir yasam gecirdi belki cogu insan onun kadar sıkıntıyı hayatinda kaldiramaz yada bir arada goremez. Belkide bu onu o kadar akilli bir cocuk yapmisti. Gercekten tum samimiyetimle eger o kadar metanetli olmasaydi bizde bu kadar dayanamazdik sanirim. Kendisi yuruyemezdi, omuriliginde tumor vardi. Daha 18 aylikken ortaya cikti. O zamandan itibaren 8 kere ameliyat oldu garibim omurilginden. Kemoterapi, radyoterapi aldi. Tekrar yurumek icin fizik tedavide gordu ama sadece 3 ay kadar kalkabildi oda ilk ameliyat sonrasiydi. En son ameliyattan sonra esas kotu sey oldu tumor metastaz yapti. Akcigerine gitmisti. Zaten belirli araliklarla kendisinin bir cok sistemi bozulmustu. Sindirim, bosaltim en sonunda da solunum sistemi bozuldu. Bu sadece gecirdiklerinin kisa bir ozeti. Hastanede gecen bayramlar, zamanlari hic saymiyorum.

Selim bu kadar sey olmasina ragmen cok metanetli bir cocuktu. Kendisi bir keresinde anneme size hic sikayet ettimi diye sormustu. Gercekten hic sikayet etmedi. Bir kere sorgulamadi neden boyle bu diye. Bir yakinimiz hastanede bir ameliyat olacakti. Her insan gibi kokuyordu tabi dogal olarak. Selim onu oyle guzel teselli ettiki hala gozlerimin onunde. Kendisine nasilsin diye soruldugunda hep iyiyim derdi aksini hic duymadim. Kendisinin aslinda cok fazla bir istegi yoktu belkide. Sadece oldugu konumu korumak onun icin yeterliydi. O haline bile sukur ederdi.

Sevgili kardesim cok dusunceli bir insandi. Herhalde bu kadar sıkıntı dert onu olgunlastirmisti. Olaylara yorumu, bakis acisi ibretlikti. Bir gun misafirligi bir aile dostuna gitmistik. o evin cocugu biraz hasariydi. Selimin sacini cekmisti garibim hayatinda hic ole bisi gormemiski sasirip kaldi. Birisi ona git sende ona vur dedi. Cevabi bir cok seyi acikliyordu benim icin "ama onun cani acir aglar" hala kulaklarimda. Keske bende senin kadar dusunceli olabilsem be Selim. Son zamanlarinda nefes darligi cekiyordu neredeyse uyuyamiyordu bu nefes yuzunden. Bir oksijen makinasi alindi o biraz rahatlatiyordu. Bu sene mart ayinin basinda kizilcahamama gitmislerdi. Orada havuz vardi cok severdi orayi. Hem biraz dinlenmek hemde rahatlamak icin oraya gittiler. Bizim okulumuz oldugu icin o haftasonu yanlarina gidebilmistik. Canim benim o hafta boyunca sadece 1 kere disari cikabildi. O cikisinda da bizi ozlemis bize oradan abduriyim abim ve ahmet abim bunu sever diye krokan almisti.O halde bile bizi dusundu.

Ankaraya dondugumuz hafta tekrar hastaneye yatti. Babam bu aralarda dediki herkesin evden bir son cikisi vardir diye o cikis da onun son cikisi olmustu. Hastanede nefes almasi rahatlasin diye akcigerine biriken suyu almak istediler. Bunun icin hastaneye yatti. Operasyon sirasinda kalbi durmus. Zaten garibimin cigerinin sadece sol ust lobu calisir vaziyetteydi. O da yeterli olmadi iste. Cok sukur Allah'a orada Selimi geri dondurmusler. Ben o gun okuldaydim maalesef bana bunlarin hicibirini anlatmadilar. Corgun oral exami vardi. Bu olaylar olurken 14 mart persembe gunun oglen saatleriydi. Selimi yogun bakima kaldirdilar. Air way denen bir cihaz var tazzikli hava gonderir direk cigere. O na baglamislar. Saat 4, 5 civari kendine geldi. Bende oral exam sonrasinda direk hastaneye gittim. Orada babamin doktor olmasinin avantajini gorduk bizi yogun bakima aldilar. Kardesimi orada gordum. Sararmisti, yorulmustu, kolay degil kalbi durmus geri gelmissin. Hortum bogazina kadar gittigi icin konusamiyordu, sadece basini salliyordu. Sordum Selim nasilsin? Iyimisin? cevabi gene degismedi Basini onaylar sekilde salladi. Canim benim oradaki bakismalarimizi hala unutmam. Bogazindaki boru cok rahatsiz ediyordu belliydi. Biraz tesselli etmek icin biraz da moral olsun diye babam yarin seni cikaracak dedim. Nerden bileyim hakkaten cikaracagimizi. O gorusum son olmustu. Vedalastik bir nevi. Annemler oglen hic gorusemeden girmisti sivinin alinmasi icin dediler. Orada kalbi durunca herkez sok oldu. Gorusemessek bir daha diye. Allah'a cok sukur gorustuk. Annemler gece 11 gibi bir daha gormeye gittiler. annanemle dedemde gordu bu sefer. Dedem de doktordu oda gelince eve cok kotu olmustu.

O gece saat 2 de Selim artik bize veda etti. Kalbi gene durmus bu sefer dondurememisler. Vefat etti. Ben gece yorgunluktan uyumusum saat 5 gibi kalktigimda haberi verdiler bana. Kalakaldim Gozlerim doldu, bisi diyemedim, bogazimda su anki hissettigim o agri vardi. Ne yapmak istedigime karar veremedim. Hakkaten insan kendine yediremiyor sanki hic gitmeyecekmis gibi geliyor ama dunya yalan iste kimse kalmiyor aslinda. Gozumden yaslar dokuldu tutmaya calismadim. Daha once hep tutardim bu sefer tutmadim. Sabah olunca Selimin cenaze isleri vardi. Yikanmasi sirasinda bir kez daha gorme firsatim oldu. Biz Selim'le birlikteyken hic oyle degildi. Aslan gibi cocuktu. Ama bu sefer anladik ki hastalik cocugu yemis bitirmisti. Bu kismi anlatamayacagim. Bunun sebebi kotu gozukmesi falan degil benim anlatamamdir, o gene benim biricik kardesimdi. Kendisi yikaninca paril paril parladi o ani aynen babam, abim, ve dedem de teyit ettiler. Selim sen hakkaten cok ozel bir cocuktun. Kardesimin cenaze namazinda herkes vardi. O kadar yagmur yagmisti insanlar sırılsıklam olmustu ama bir kisi bile geri durmadi. Diger sehirlerden tanidigimiz herkes gelmisti hepsinden allah razi olsun. O an hakkaten insan icin cok onemli, bazi insanlari orada gorup sarilinca agliyorsun belki ama hakkaten acin aziliyor. Gercekten azaliyor bu cok ilginc.

Cenaze namazindan sonra Geredeye goturduk Selimi. Oraya defn ettik babanesini ayak ucuna. Onu mezara koyarken gercekten cok kotu oludum. Babam abim ben ucumuz koyduk mezara Selimi. Beyaz kefen cok farkli bir sey. Kardesimi o sekilde kucagima almak bu kisimlari anlatamiyorum gercekten cok farkli duygular.

Anlatmak istedigim en son nokta otobuse binip geri donerken arkamizda Selimin yattigi tepe gozukuyordu. Otobuste arkamiza bakinca cok hizli bir kar yagdigini gorduk. Aramiza kar yagiyorudu. Gene dayanamadim agladim. O an merak ettigim seyi hala merak ederim. Bazen aklima gelir. Zaten vucudu da zayifti Selimin insallah oyle degildir tahmin de ediyorum degildir ama genede merak ediyorum iste ne yapayim o soruda yazdigim son sey olsun bu mektupta.


Selim usuyor musun?

5 yorum:

Saygin dedi ki...

Abdurrahim benim bile okurken gözlerim doldu, hic haberim yoktu boyle bir olaydan, ne de kardesin oldugundan...Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

Adsız dedi ki...

başın sağolsun. allah kimseyi sınamasın böyle bir zorlukla. kardeşin gerçekten dediğin kadar meanetliymiş. onsuz kolay olmuyor ama onsuz da bir şekilde bu hayat devam etmeli. hem zaten o senin üzülmeni istemez. üzüldükçe daha çok üzülür. iyisi mi sen onu hep gülen gözlerle hatırla ağlayanlarla değil

bin bilsende BirBiLeN'e danis dedi ki...

Su an biliyorum ki o zaten mutlu. Bir cok kisi ruyasinda gordugu kardesimi yururken ve cok mutlu olarak gordu. Artik sunu biliyorum ki kalmak belkide onun icin de zor olacakti. Ama insan ariyor iste ayrilik insana zor geliyor, ozluyor. Normal bir sey bu aslinda ama dedigim gibi artik Selim'i daha cok iyi anlariyla hatirliyoruz. Zaten esas olmasi gerekende bu sanirim...

rumeysa dedi ki...

Abdurrahim ne yapmışsın ya!tevafuken gördüm bu yazıyı,okuyunca tekrar yaşadım 14 martı.Selim nasıl anlatılır ki,hangi kelime yeter gülüşünü,olgunluğunu,arkadaşlığını,güzel ellerini,yüzünü,küçük nokta burnunu anlatmaya.Selimi tanıdığımda 3 yaşındaydı ama benim en iyi arkadaşımdı.her üzüldüğümde O'nunla teselli bulurdum.üniversite hayatımda tuttuğum günlüğü okurken üzüleceğimi düşünürdüm hep ama hiç bu sebebden üzüleceğim aklıma gelmezdi.acaba biz mi hiç birşeyin farkında değildik yoksa bize bunu sağlayan Selim'in hayata inat hep gülümsemesimiydi?hastalığı her geçen gün O'ndan bazı yapabilirliklerini alsada O hiç şikayet etmezdi.biz de bilirdik bu da geçecek,bunada alışacağız.acı sadece bir hafta sürecek sonra yine birlikte güleceğiz,sıkıntılarına alışacacağız.Selim sen gideli haftalar,aylar geçti ama biz hala alışamadık.O'nu son kez görmeyi çok istedim ama yetişemedim ve O'nu gördüğüm de ise ankarada yağmur yağıyordu ve Selim bu sahneye hiç yakışmıyordu.Selim sen gittikten sonra her yağmur bize seni hatırlatıyor ve her cuma daha buruk geçiyor.Selim şimdi kalbimde acı bir sızı,dualarımda gözyaşı.Selim seni çok özledim...saf ablan rumeysa

bin bilsende BirBiLeN'e danis dedi ki...

Sen onun gercekten en sevdigi ablasiydin. Dedigin gibi Selim'i anlatmaya kelimeler yetmez. O hepimize konustugu, dokundugu, baktigi her kisiye bir seyler ogretti. Bana sabiri ogretti, merhameti sefkati ogretti daha neler neler. Ben ondaki sabiri cok az insanda gordum. Her ne olduysa dudaklarinda bir ince tebessum olur kafasini sola eger di. Buydu tepkisi sadece. Herkes oyle tepki verebilseydi olan olaylara keske. Belkide bizim egitimimizi tamamladi ve artik gitmesi gerekti yapacak bir sey var onu hep iyi halleriyle hatirlamak. Alismak cok zor Selimsizlige, artik ev bos ve sesiz kimse eskisi gibi deil cunki eksigiz ama kaderde kismette bu var mis ne yapalim...